Kalbim çarpıp çıktı parmakuçlarımdan.
Yorgun argın nabzıma tesadüfen bıraktı kan ağlayan
tırnaklarımı -diri niyetine- saf saf. Parmak hesabıma fiyasko!
Dolunayda kızıla tütmekte zincirlerim.
Sözüm ona çığlığa bilenmişim kendimce susuşa körelmeden.
Bu da laf mı? Ben içime kapanık ferime son nefesi çektirendim.
Düne dökülmeyi marifet sayan takvimleri
zamansız ayak diretmelerime örtbas ettim.
Direnişimden sıyırıp,yok pahasına bozdurdum aklımı. Read the rest of this entry »
yürüyorum hasretin, acının üstüne;
sığmıyorum dünyaya, dar geliyor…
geceler mi uzadı, bu karanlık ne?
gönlümün bayramları, şenliği söndü…”
beni acıtan şeylerin ortasında; sanki hiç acıtmıyor, canım hiç yanmıyormuşçasına;
yangınların ortasından misal yalınayak geçerken bir sessiz uğultu kulaklarımda, sanki az önce susmuş çocukların gülüşen sesleri, sanki az önce davullar susmuş, Read the rest of this entry »
Adresine düşecek binlerce cümlelerden yalnızca birine sığdırıp seslenmeyi öğrendim. Yazdığım bütün dizelerde, bütün satırlarda coşkun akan ırmaklar gibi geldiğim sensin. Sınırlar ötesinden, dağların ardından söylediğin sıcacık sözlerin göğüme düştüğünde, uzatırım elimi göğe; ellerime bulaşsın diye yüreğinin maviliği…
Sevmeyi bıraktığımsın iki yüreğin arasına, gücümün yettiği kadar alsınlar beni diye. Gözlerim uyku nedir unutsunlar diye gecelerde… Read the rest of this entry »
Değerini bilemediğim zaman dilimlerinde,
paha biçilmez anlar yaşanılmış meğer.
İnsan bir gece vakti bunca kalabalıkta böyle
yalnız hissedince anlayabiliyor,
yalnızlığının boyutunu.
Ben seni; nokta kadar menfaat için virgül gibi eğilmek, soru işaretleriyle dolu cümleler kurup, iki yüzlü ihtiras girdaplarına düşürmek, ünlemle biten heyecanlar, duygular, arzular oluşturup, sonu gelmeyecek maceraların başrol oyuncusu yapmak için değil; Altın sırmalı ipekboli kumaşa büyük harflerle adını adımın yanına yazıp, iki noktanın arasına aşkımın açıklamasını yapmak, seni hangi kavramın ruhuyla sevebileceğimi, hangi açıklamanın beni ve seni en güzel içeriğiyle tarif edebileceğini, sahte sevgilerin paçavra gibi fırlattığı aşıklara, gerçek sevginin anahtarını göstermek için sevdim.
Ve bir kaderle başlıyordu herşey. Kimsenin bilemediği tahmin bile edemeyeceği bir oyundu hepsi hepsi… Bir oyuncak misali oynadığımız bir oyun değil miydi en nihayetinde hayat ?